Özgener: Asgari ücret enflasyonda belirleyici olacak

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Kasım ayı meclis toplantısı İzmir Ekonomi Üniversitesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Başkan Özgener, geçtiğimiz gün İzmir’de aşırı yağış ve fırtına dolayısıyla yaşanan su taşkınından etkilenen vatandaş, esnaf ve İZTO üyelerine geçmiş olsun dileklerini iletti. Özgener, hükümete destek çağrısında da bulundu. Özgener toplantıda, ekonomiye dair gelişmeleri de değerlendirdi.

ASGARİ ÜCRET ENFLASYONUN BELİRLEYİCİSİ OLACAK

EgedeSonSöz gazetesi Dilan Çelik’in haberin göre, Özgener, asgari ücret ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Ücretlerdeki yüzde 10’luk bir artışın, enflasyonda yüzde 1 ile 1.2 puanlık artırıcı bir etki yaptığı düşünülürse, yapılacak asgari ücret zammı hedeflenen enflasyon oranının tutturulmasında belirleyici olacak. Dengelerin hem çalışanlar hem işverenler açısından çok kritik olduğunun farkındayız. Mevcut şartlar altında, çalışanlar asgari ücrete ve dolayısıyla ücretlere yapılan artışlara rağmen hayat pahalılığından ve alım gücünün düşmesinden, işverenler ise sürekli yükselen girdi maliyetlerinin yanı sıra istihdam maliyetlerinin artmasından şikâyet ediyor. Artan işçilik maliyetleri de enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturacaktır. Haliyle asgari ücretteki artış oranı önümüzdeki yılın işçilik maliyetlerinin belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır. Ülkemizde yaşanan ve piyasadaki tüm sorunların önüne geçen enflasyon tüm kesimlerin haklı gerekçeler ortaya koymasına yol açıyor. Bu noktada önemli olan asgari ücret artışının yanında asıl olan satın alma gücünün artırılması, bunun yolu da refah artışının sağlanmasından, dolayısıyla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesinden geçiyor” şeklinde konuştu.

KAMUNUN EŞ GÜDÜMLE HAREKETİ HAYATİ ÖNEME SAHİP

Başkan Özgener, 2024 yılının ülke ekonomisi açısından kritik bir yıl olacağını kaydederek, “Uygulanmakta olan Ekonomi program kapsamında özellikle enflasyonla mücadelenin kararlılıkla devam etmesi sadece 2024 için değil, önümüzdeki birkaç yıl için de önemli. Özellikle global ekonomide beklenen yapısal değişiklikleri de göz önüne aldığımızda; ülkemiz ekonomisinin bir an önce normalleşmesi ve verimliliği artıracak adımlar atılması gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda, 2024 yılında bir yandan Merkez Bankası’nın hamleleri, diğer yandan ekonomik hedeflere ulaşmak için kamu kurumlarının eş güdümle hareket etmesi hayati öneme sahip. 2 Kasım’da gerçekleşen yılın son enflasyon raporu toplantısı da, gelecek yılın para politikasını netleştirmesi açısından önemliydi. Bir önceki rapordaki sürecin devamı olarak teknik açıdan güçlenen ve şeffaflaşan bir sunum yapılmasını, özellikle enflasyon tahminleri üzerindeki riskler ve olası etki kanalları üzerine net açıklamaları da kıymetli buluyorum” değerlendirmesinde bulundu.

TÜKETİCİ TALEBİNİ YAVAŞLATMAK İÇİN

Merkez Bankası’nın 2024 yılı ile ilgili olarak tahminini değerlendiren Özgener, “Enflasyonun yüzde 65’ten yüzde 36’ya düşeceği şeklinde tahmin var. Enflasyonun Mayıs 2024’te yüzde 70-75 aralığında tepe noktasına ulaşması bekleniyor. Bu düşüşle ilgili ve belki de kamuoyunun dikkatini yeterince çekmeyen nokta ise; enflasyonun bu seviyeye düşebilmesi için gerekli olan büyümenin Orta Vadeli Program’dan farklı olarak yüzde 1-2 aralığında olması ve potansiyel büyümenin de altında alınması. Merkez Bankası’nın son faiz kararında tahminlerin üstünde 500 puanlık politika faizi artışını, enflasyonu düşürmedeki kararlığı olarak yorumluyor; 2024 yılında yurt içi talebi, özellikle tüketici talebini yavaşlatmak için adımlar atılmaya devam edileceğini anlıyoruz.Enflasyonla ilgili bu kararlı adımlar devam ettiği sürece, 2024 yılında enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında aşağı doğru güncelleme olacağını tahmin ediyoruz. Bu bağlamda, Merkez Bankası’nın son faiz notunda belirttiği gibi faiz artırım sürecinin yavaşlamasını ve göstergelere göre 1-2 ay içinde son bulmasını bekliyoruz” dedi.

CARİ DENGEYE KATKI SUNACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ
Özgener açıklamalarının devamında şöyle konuştu:

“Son aylarda alınan kararlarla, Kur Korumalı Mevduat’tan 30 milyar TL’ye varan çıkışın süreceğini ve Türk Lirası mevduatın ağırlığını artıracak düzenlemelerin de kullanılmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Merkez Bankası Başkanı Sayın Gaye Erkan bugün katıldığı İstanbul Sanayi Odası’ndaki toplantıda Türk lirasına geçiş zamanının geldiğini ve banka mevduatlarındaki gelişmelerin de bu eğilimi doğruladığını açıkladı.

Miktarsal sıkılaşma, sadeleşen makroihtiyati politikalar, politika faizindeki artış ve seçici kredi sıkılaşması ile büyüme kompozisyonunda bir dengelenmenin ortaya çıkacağını ve bu durumun, cari dengeye de katkı sunacağını öngörüyoruz.

Türk Lirası mevduat faizlerinde artış, Kur Korumalı Mevduat bakiyelerinde dengeli ve kararlı azalış, döviz rezerv artışı ile beraber sağlanan istikrarı da beraberinde getirecektir. Bu mekanizma ile; dezenflasyon sonucunda Türk Lirası’nda değer kaybı ve enflasyon beklentilerinin kırılması ve ithal tüketim malı talebinin azalması sonucu hedefleniyor”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir