Hablemitoğlu cinayetinde 21 yıl önceye geri dönüldü

Toygun ATİLLA yazdı

DAĞ FARE DOĞURDU

Necip Hablemitoğlu cinayeti iddianamesini okuduğumda ilk tepkim, “dağ fare doğurmuş” olmuştu.
Eski Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu Nuri Gökhan Bozkır ile gazeteci Zihni Çakır’ın anlatımlarının temel olduğu, iddiaların somutlaştırılamadığı bir metinden oluşuyordu.

SAVCILIĞIN TETİKÇİSİ: TARKAN MUMCUOĞLU

İddianamede, Necip Hablemitoğlu cinayetinin tetikçisi olarak da, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda yıllarca çalıştıktan sonra MİT’e geçen oradan da kısa süre önce emekli olan Tarkan Mumcuoğlu gösteriliyordu.
Tarkan Mumcuoğlu ise cinayetin işlendiği 18 Aralık 2002’den önce Kazakistan’a görevli olarak gitmiş, 6 ay bu ülkede kalmıştı.
Savcılık ise, 5 Aralık 2002 ile 29 Aralık 2002 tarihleri arasında Tarkan Mumcuoğlu’nun 24 gün boyunca eşi Z.Mumcuoğlu’na SMS göndermemiş olmasını gizlice Türkiye’ye gelerek cinayeti işlemiş olabileceği şeklinde değerlendirmişti.

Nuri Gökhan Bozkır’ın da aleyhinde verdiği ifadeler mevcuttu.
Her ne kadar Nuri Gökhan Bozkır’ın ifadeleri, diğer anlatımlarla çürümüş olsa da savcılık, yine de Tarkan Mumcuoğlu’nun “tetikçiliği” konusunda ısrarcıydı.

SOMUT DELİL YOK

Geçmişte bu konuda kaleme aldığım yazılarda da, savcılığın bu konudaki çelişkisinin üstünü çizmiştim.
Delilden uzak, sadece anlatımlara dayalı iddianame cinayetle şüpheliler arasında hukuki bir bağ kurmaktan uzaktı.

Sadece bana hissettirdiği, devlet içinde bir dönem bulunmuş “karanlık ve kriminal” bir örüntülü insan topluluğuydu. İddianame, bu insanları da Hablemitoğlu cinayetine somut delillerle bağlayamıyordu.
İddianamenin içindeki FETÖ bağı da zayıftı. Her ne kadar peşin hükümle bu cinayetin ardında FETÖ olduğunu düşünsek bile maalesef bu bağ da, iddianamede delillendirilememiş, kuşkunun ötesine geçememişti.

RÜŞVET PARASI CİNAYET PARASI GİBİ GÖSTERİLDİ

Cinayet parası olduğu ve şüphelilere dağıtıldığı öne sürülen 900 bin dolar ise Siemens’in Genelkurmay Başkanlığı’nın 128 milyonluk ihaleyi alması için dağıttığı rüşvetten başka bir şey değildi.
Tüm bunlar çok belirgin bir şekilde gözükmesine rağmen her nedense cinayetle örüntülenmişti.
Gel gelelim, mahkeme safhasında bu iddialar temelsizliklerinden ötürü çöktü.

KAZAKİSTAN’DA VIP KORUMA KURSUNDA OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Davanın geçen hafta yapılan son duruşmasına Kazakistan!dan gelen belge Tarkan Mumcuoğlu’nun 3 Aralık-23 Aralık 2002 arasında Kazakistan’da VIP koruma kursu verdiğini gösteriyordu.
Yani,
Tarkan Mumcuoğlu’nun Necip Hablemitoğlu cinayetinin işlendiği 18 Aralık 2002’de Ankara’da olması mümkün değildi.
Aynı zamanda bu belgeyi, Kazakistan ordusunda görevli bir Albay mahkemeye gelerek doğruladı. Kazak Albay ifadesinde, bu kursta bulunduğu, Tarkan Mumcuoğlu’nun belirtilen tarihlerde ders verdiğini söyledi.

MEĞER YURT DIŞINA O TARİHTE GİTMEMİŞ

Bir diğer yandan Enver Altaylı’nın aleyhinde ifade veren eski şöförü Nizamettin Afşar’ın, Enver Altaylı’nın da yurt dışına çıktığı dediği tarihte Türkiye’de bulunduğunun ortaya çıkması, savcılığın iddialarını zayıflattı.
En nihayetinde, Necip Hablemitoğlu cinayeti davasını yürüten Ankara 28.Ağır Ceza Mahkemesi, “cinayet olayında tetiği çeken failin sanık Tarkan Mumcuoğlu olmayabileceği” tespitini yaparak tüm sanıkların tahliyesine karar verdi.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir